ÇOK EŞLİLİK

Malinowski’ye göre temelde evlilik, iki kiÅŸinin cinsel doyum, üreme, birlikte yaÅŸama
gibi amaçlarla
birleşmesidir. Bu ünlü antropologun görüşüne göre evliliğin en gerçek türü tekeşliliktir. Çokeşlilik biçimlerini tekeşliliğe karşıt seçenek olarak görmek hatalıdır. Yine bir başka seçenek olarak grup evliliğinden söz etmek de evliliğin doğasını hiç anlamamak demektir. Bu düşünceleri ileri süren araştırmacı Malinowski, çokeşli bir yaşam biçimini,
ardarda uygulanan tekeÅŸli evlilikler olarak yorumluyor. Bu anlamda çokeÅŸliliÄŸe “bileÅŸik evlilik” demenin daha doÄŸru olacağını düşünüyor.

Ondokuzuncu yüzyılda Avrupa’da Malinowski kadar bilimsel düşünmeyen pek çok
Avrupalı yazar ise olguları baÅŸka bakış noktasından deÄŸerlendirerek tekeÅŸliliÄŸi öteki evlilik biçimlerine göre daha geliÅŸmiÅŸ bir yapı olarak kabul etmiÅŸlerdir. Bunların çoÄŸu, deÄŸerlendirmelerini Hıristiyan görüşüne göre yaptıklarından ve Hıristiyanlık, dinin kutsaması olmaksızın gerçekleÅŸtirilen baÅŸka evlilik biçimlerini hor gördüğünden ötürü farklı toplumlardaki aile biçimlerini “ilkel” ve “aÅŸağılık” olarak nitelendirmek bir gelenek haline gelmiÅŸti.

Çağımızda bu tür düşüncenin yanılgılar içerdiği kanıtlanmıştır. Evlilik biçimlerini insanlığın geçirdiği evrime denk düşen aşamalara yerleştirmek de bir çeşit ırkçılığı çağrıştırmaktadır. Aile türlerinden her biri belli bir toplum yapısının parçasıdır. Böyle olmakla da içinde yer aldığı toplumda gerekli bir işleve sahiptir. Bir biçimin herhangi bir başka biçimden daha üstün olduğunu düşünmek bu açıdan yanlıştır. Evlilik biçimlerinin herbiri insanoğlunun üretime, aile kurmaya yönelik cinsel gereksinimlerini karşılayarak belli bir amacı yerine getirmektedir. Çokeşliliğin kadınların aleyhine işleyen bir sistem olduğunu düşünenler, kendi içinde yaşadıkları toplumun değerler bütününe göre düşünmektedirler. Çok sayıda kadınla tek erkeğin evlenmesi biçimindeki bir
uygulamanın hiç de sanıldığı kadar erkeğe yarayan bir sistem olmadığı bir gerçektir. Çokeşlilik uygulaması içinde de bireysel mutluluk, ancak özel koşullara bağlı olarak gerçekleşebilir.
Aynen tekeÅŸli birleÅŸmelerde olduÄŸu gibi.

Konuya insan ve hayvanların davranışlarını inceleyerek yaklaşan bilim adamı Desmond
Morris, insan toplumlarında tekeşliliğin yeğlenmesinin nedenlerini şu biçimde açıklamaktadır: Bu araştırmacıya göre, insanlarda çiftleşmeden önceki kur yapma evresi hayvanlara kıyasla oldukça uzundur. Bu uzun süre,
çiftleri birbirine iyice yaklaştırarak aralarında cinsel bir yakınlık doğmasına yol açmakta, dolayısıyla tekeşliliğe olan eğilimi güçlendirmektedir.

Diğer yandan tekeşlilik, insan davranışları içinde içgüdüsel bir seçime işaret etmez. Çünkü tarihte pek çok gelişmiş toplumda bundan başka ölçülerin geçerli olduğu görülmüştür. Eski Yunan ve Roma
mitolojisinde tanrılar çokeşliliği yeğler biçimde
betimlenmektedir. Yahudilikte ve Müslümanlıkta da birden fazla eşle evlenme töresi vardır. Amerika Birleşik
Devletleri’nde yaÅŸayan Mormon adındaki bir mezhebin erkekleri, birden fazla kadınla
evlenirler. Bütün bu örnekler iki sistem arasındaki seçimin insan doğasının özünden çok, kültürel koşullanmaya bağlı olduğunu göstermektedir. Masallarda, halk
destanlarıında hep tekeşliliğe yönelik sevdalı çıftlerden söz edilir. Romeo ile Juliet, Leyla ile Mecnun, Kerem ile Aslı, bu ünlü çıftlerdendir. Bu
kahramanların öykülerinde beliren üçüncü kişiler hep felaket, mutsuzluk taşıyan varlıklardır.

Leave a Reply

You must be logged in to post a comment.

[Gizlilik Bildirimi]
wallpaper Sağlıksal Sağlıkpenceresi Resimler kadın moda haberleri BebeK sagopa kajmer